A-Düşnmekle geçmiyor mu hayat? Ne zaman istiklerini düşünüyorsun? Senin istemediğin şeyleri düşünmere onlara mesai harcamaya iten bir şey var mı hayatta? Olabilir mi böyle bir şey ya da daha doğrusu olmasına izin verir misin?
B-Evet.. Çok idealistim bu konuda ama, gel gör ki her geçen gün bize dayatılanlar ya da bizim izin verdiğimiz dayatmalar la geçiyor mu? Tam buna da yaşam kavgası denmiyor mu aslında?
A-Öyle mi düşünüyorsun? Sence bunlardan kaçmak mümkün değil mi ya da belki de bu "dayatılma" durumuna kendini kendin sokuyorsundur?
B-Sence haytta insan korkutuklarınn içine mi çekilir? Söylemk istediğin bu mu? Ya da kendi seçimlerim aslında korktuklarım haline mi geliyor diye de düşündüm şimdi açıkçası.
A-Bu konuda kendi düşüncelerin üzerine eğilmen gerektiğini düşünüyorum. Herkesin kendi yolu var. Ben benimkinde yüyrken seninkine uzaktan bakarsam ne kadar doğru yorum yapabilirim ki senin hakkında? Buna ne adar hakkım olabilir ki?
B-Bana yardımcı olduğunu söleyemeyeceğim. Kendini bunu dışında tutmak istiyorsun kanımca.
Tamam. Kendi üzerime düşünüyorum. "Gitmek istediğim yönü belirleyemiyorum çünkü o yolun gerçekte var olduğundan bile emin değilim ki ben. Sevdiklerim neler diyorum, onlara yönelmeye çalışıyorum ama gel gör ki kaynaklarım sınırlı. Bugün düşünüyordum, bu istediklerinin üzerine beyin mesaisi yapmak ya da yapmayı reddetmek üzerine. Üzerimde korkunun yarattığı stress vardı. Aslında hayatımın ne kadarda kolay olduğunu da düşündüm. Yaşamak için her şeye sahibim ve aslında sadece bunu nasil sürdürmem geretiğini ya da nasil sürdürebileceğimi düşünüyorum hayatımın bu noktasında. Bu kadar kolay bir hayat ve memnuniyetsizlik, kendini kaybetmişlik hissi.. Karamsarlık.. Seçememezlik.. Derken; bir anda fark ettim ki karşımda çöpleri dışarı çıkartan kapıcımız var. Onun o anda çöpleri çıkarmasıyla benim elimde bilgisayarla kendi arabamdan inerken mutsuzluk hissetmem arasında büyük bir tezatlık hissettim. Dşündüğüm aslında bize sürekli vurgulanan statü farkı değildi. Ben daha çok dedim ki, iki şeyi satabilirsin yaşamak için, istersen sürekli fiziksel oalrak kendini yorarsın ve kafanda istediğini düşünebilirsin ya da ikinci ve benim de içinde bulunduğum seçenek olarak zihinsel gücünü satıp bundan bir şeyler kazanabilirsin. İkisi de sana zamana mal olacak. İkisinin fiyatları tabii ki farklı. Ama hayatta yaptıklarımızın seçimlerimizin sonuçları olduğu bir gerçek. İşte belki de o yol önümüzde kolayca serildiğinnde, ondan sapmanın yollarını bulmak zor oluyor. Bu da en geniş caddeleri gözümüzün önüne seriyor. İşte o en güzlü caddelere girmemek için,sanırım, yavaşlayıp patikalara da bir göz atmak gerekiyor. Ama o patikalara baktıktan sonra koca caddede yürümeye devam etmek de sadece zaman kaybı olur. Evet, iki kere doğrulanmış, iyi bir seçim olur ama kolayı seçmek için çok düşünmemek de gerekmez mi?" Kendi kendime konuşunca böylesine de saçmalıklara kayıyor işte cümleler. Senin bana yardım etmeni bu yüzden istedim tam olarak da.
Ama neyse.. Sanırım bugünlük bu kadar yeterli değil mi?
A- Hadi ıhlamur içmeye gidelim. Sonra yapacağım bir kaç iş var evde zaten. Bu aralar şifayı kaptım galiba. Grip salgını varmış, bütün çevremdekiler şifayı kapmış durumdalar. Ben de nasibimi aldım gibi görünüyor.
Aklım Erdikçe Yaşam Üzerine: Dayler Dayler Viran Dayler
-
Dayler dayler viran dayler…
Ah yüzüm güler kalbim ayler…
derken geniş söylenir ‘e’ler Rumeli ağzında. Sadece bu türküde mi sanki?
Yoo her ‘e’ “abe kızanım”...
19 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder