Ne istediğini bilmediğinde insan varlığı, diğerlerinin isteklerine hizmet etmek zorunda. Kullanılıp atılmak da tam olarak bu oluyor kanımca. Ne istemediğini bilmedenetrafta dolaşan insan, masanın üzerinde duran ve tüketilmeye mahkum olan kalemden farklı mıdır? O bir kaynaktan başka ne olabilir? Buna iş gücü diyebiliriz. İş gücü, zihinsel güç, problem çözdürme aygıtı, angaryaları yükleme aygıtı.
Satılan malın değerini belirleyen nasıl sözcükler ise, insanın kendi değerini belirleyen de tam olarak kendisi ve kendini nasıl lanse ettiği. Diğerleri içinize bakıp, işe sen busun diyemez ilk bakışta. Görüntüsel ipuçlarını ele almazsak tabii. Ama görüntüsünde falso vermeyip, politik davranabilen bir insanın önüne çıkabilecek bir başka insan varlığı da bilemiyorum.
Etiketimizi biz kedimiz koyarız, etiketin ne kadar kazandıracağı sadece reklamına bağlıdır.
Reklam hayatın ir parçası ve bunu göremeyen biz çömler sadece bıcırbıcır devlerin peşinde dolanırız. Bir dev olabilmek için etiket piyasasını etkileyebilmeyi öğrenmek gerekir.
İnsanların bilmedikleri, yabancı oldukları ve bilemedikleriyle yönetir diğerleri onları. Biz o diğerlerine nasıl dahil olabiliriz bunu düşünürsek, o zaman boşa zaman harcamıyoruz demektir. Bilgi açılarını gördüğümüz yerde sinsice saldırıya geçerek içeriden kaleyi ele geçirip kendi amaçlarımız için kullanabiliriz. Ama insanları asla ve asla aptal sanmamalıyız. Böyle kişiler işte aptal sandıkları ama o kadar da aptal olmayanlar tarafından tanımlanabilirler. Yönetmek hakkı verilmez sadece ve sadecesinsice alınır bence. Güzel vaatler ve tatlı sözler ile.. Yönetebildiğimiz kadar, etkiiz de artar. Bizim yapacağımız işler başkaları tarafından bize sunulmaya başlar. isim yapmanın başladığı yer de burasıdır. Yancılarımız artar ve bizden alabilcekleri küçük şeyler için bize iyilikler denilen saçma şeyleri yapmaa başlarlar.
Gülümsemek, iltifat etmek , yüceltmek, vaad etmek ve daha sonra istemek.
Bu anahtarı kullanan niceleri var hayatımızda. Onlar ama iki yüzlü dediğimiz o kişiler işte. Biz onları görebiliyor muyuz?Yoksa gerçekten aptal mıyız?
Kullanılmaya dönünce... Bir ilişki ya da bağlılık isteyen taraf bunu istediğini kesinlikle bilerek diğerine yaklaşmıyorsa ve kurallarını koymuyorsa yaşanacakların, o zaman karşıdakinin kurallarına uymak zorundadır. Diğeri ne isterse o olur. Hayat da aynen böyle. Zaten klişe bir deyiş bile var bu konuda;
"Kuralları koyanlardan değilseniz, onlara uyanlardansınız."
Aklım Erdikçe Yaşam Üzerine: Dayler Dayler Viran Dayler
-
Dayler dayler viran dayler…
Ah yüzüm güler kalbim ayler…
derken geniş söylenir ‘e’ler Rumeli ağzında. Sadece bu türküde mi sanki?
Yoo her ‘e’ “abe kızanım”...
19 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder